Raziel Nisroc – İzleri Bıraktım
Raziel Nisroc benim yıllardan beri sevdiğim bir Sanatçıdır. Bu konuda sizlerle Raziel‘in İzleri Bıraktım adlı yazısını paylaşıyorum:
Raziel Nisroc – İzleri Bıraktım
Tanrım.. Orda mısın?
Artık inanamıyorum evet, etime tırnağıma , hatta onların varlığına ve hatta onların arasındaki kutsal bağa..
Sıkıldı gölgeler bile böyle konuşmamdan, çünkü onlarda bu ülkenin gölgesi, bir ucu doğusuna bir ucu batısına yönelir. Kuzeyi aşktır, güneyi hasret.. Ama hepsi ordadır emin ol kinin, nefretin, ve eş zamanda tutkunun.
Öğren, anlatıyorum. Gölgelerin hepsi yüzümdedir.
İnsanlar? –onları anlamamı bekleme çünkü en başa dönmek istemiyorum. Çocukluğuma hasret olsam, o pembelik o güven ve rahata özlem duysam dahi istemiyorum bunun arkasına sığınmak.. Ben senin bana verdiğin görevi yerine getiriyorum. Kaygılanıyorum kendimden. Bir insan, dünya üstünde ona biçtiğin noktalardan. Sonra dönüşen toplumlardan. Çarpışan, küfürleşen, birbirine tavırlaşan , sınırları isimleri olmadan bölünen zihinleri –ci –cı takıları arkasında sokan, sokmayın dedikleri halde bunları yapan, yaptıran, satan , sattıran, tamamen insanın zihnindeki tüketim ihtiyacının ilgi noktasını, doymuş yağ oranıyla sarıp sarmalayan, “Siz değil biz hallederiz.” “Düşünme!”, “Yapma!”, ”Söyleme!” diye beynimizin içine içine damgalanan, baskın dünyasal bilinçten. Evet, bu suni bilincinizden tiksiniyorum. Şu an bunları aklıma düşüren ufacık nesnenin gölgesi bile yüzümde.
Her birinizi tanımaya hevesliyim ama o kadar uç değil konuşma ve düşünme eksenim.
Gülümseme mi bekleyen insanlar, sahneden onlara baktığımda beni anlayacaklarını sandığım tek gövde; onlarca zihin. Anlatıyorum bir hikaye, gösteriyorum bir kadın, çiziyorum seni o an, gözlerin elin kan oluyor. İnsan acıdan bile zevk alıyor. Toplum topluca katlediyor kendini. Sen şahidim ol diye ruhumu yırtıyorum gözlerin önünde.. Sadece güzel diyebiliyorsun ağzını açıp. Oysa sana sırlarımı döküyorum artıklarım içimde birikmesin diye, çünkü devamlı kanıyorum ben bu hayatı gördükçe. Bil ki dünya hep farklı fısıldıyor kulağıma. Anlaşamıyorum hayatımla, varamıyoruz ortak paydalara. Kahve fincanları özlemi çağ gibi seriyor önüme. Zamana bir adım atıyorum ki, geceler iliklenmiyor işte sabaha. Bir göz kırpmasıyla bunları düşünüyorum sen beni izlerken spotların altında. Göstermek istediğim boşluklara bakıp sadece oraya gelmek istiyorsun benimle.
Orada olup tüketmek istiyorsun, beni bile..
Elinden gelse Aldatarak, yalanlar söyleyerek. Bu bencilliğin farkında bile değilsin oysa, her şey oraya benimle gidebilmek için. Ama bilmediğin, seni çağırdığım. Ayaklar senin, ellerin, boynun senin. Sana ses veriyorum, ben zaten buradayım. Takip et beni..
……………………
Tanrım.. Orda mısın?
Eti tırnağı geçtim. bak gör, Herkes intihar etmek istiyor sanki.
Durun… orda durun, saniyenin sizi engellediği yerde. Sigaramdan bir duman almamı bekleyin. Nefesimin ses dönüşmesini izleyin. Bilincimi nasıl sıkıp bıraktığımı, onunla ne kadar iyi anlaştığımı gösterecek çünkü size , bu ses.. Ben morlarla , mavilerle ve çokça siyahlarla geldim. Sesim boynuna döküldükçe anlam kazansın genleşen kimya. Tenleşir zaman bile yalnızlıkta. O yüzden sen sustuklarıma aldırma. Konuşuyorum seninle aslında.
Şimdi anlıyor musun içimde çevirdiğim filmi? Ben susarken konuştuklarımı duyabiliyor musun?
Bir iz bırakmak için demiştim her şey.. Boynuna tutkuyu, acıyı, güveni bıraktım. Ellerimi yıkamadan geldim ki bu kir yüzü, avuç içlerimdeki toprak sonsuz olmadığımı anlatsın sana.
Ben izleri bıraktım. Şimdi sıra sende.
Sadece takip et.
